Beklentilerini karsılayamamış bir kalbin beyne hükmetmesi gibi bir sey bu sevdiğini bilipte ölüp ölüp dirilmek gibi, her seferinde uykuya daldığın gecelerin mavi renge dönüşmesi gibi, uykuların gecenin karanlığında kaybolması gibi aynı yanlız bir adam gibi bakmadan görmeyi bakıpta görememeyi öğrendiğin gibi süpheli bir ihtimal bu. Arada kalmak, tutarsızlığın tutsağı olmak, düşüncelerini kontrol edememek, hislerin ihtiyatsızlaşması bu his öyle bir sey ki bulunduğun durumdaki benliğinden belleğine her ayrı bir olgunun yanlıs durumlarda yanlıs kararlar vermesi gibi.
Kaybetmekten korkar insan, neyin doğru neyin yanlıs olduğunu düsünmez,korku yönetir zihnindeki olguları, kalbi tasıyamayacağı kadar ağır,aklı düsünemeyeceği kadar karanlık olur, korkunun faydasını böyle öğrenir insan korkmadan kaybetmenin kolay bir sey olduğunu farkedince daha sıkı sıkı sarılır korkularına,bu korkular onun kalbindeki insanı yaşatır,gündüz geceye dönüşür,her gece ölüp ölüp dirilmesini izler insan. Mavi kadar sonsuz hayallere, siyah kadar derin yalnızlıklara sahiptir.
Farklı olduğunu zanneder, hakettiğini düşünür ama hicbir zaman bilemez onu hakedecek ne yaptığını, neyi uğrunda feda etttiğini, neyden vazgecip,nelere sığındığını bilemez.
Uğrunda bin ağıt yaktığı hislerini bir rüya için terk eder insanoğlu.
Sessizliğin, karmasık duyguların cıkarımsız farkedilişini yansıtamadığı içindir ki insan, insanoğlunun ne amaç uğruna bu hayatta hüküm sürdüğünü asla ifade edemeyecektir.
Ne uğraşlar için nelerden vazgecip, ne densiz duyguların hükmünde değmeyecek insanlar için ne canların yandığı, fedakarlıkların coğu zaman anlamsız kaldığı, değerden anlamayan bir neslin bütün bu uğrasları ne amaçlarla yapıldığını asla anlayacağını zannetmiyorum.
Eskilerden beri bana hep gerçeklerin acı olduğunu söylerler. Varlığımızın bir nedeni midir bu acı ?
Yoksa gerçekten acı mıdır yaşadıklarımız ? Bunun nedeni hep mi bizdik ? Acılarımız fedakarlıklarımızdan beslendi her zaman, hissettiklerimiz her seferinde darbeler vurdu gercekliğimize, hayallerimizin ulasılmaz bir olgu olduğunu öğretti bu acılar.
Hayallerimizin gercekliğe dönüşmesi olasılık kurallarını çiğnedi her zaman. Varlığını sorgulamadan önce mantıklı olguları cıkarmalı insan her zaman, çünkü gerçeğe yakın olan her durum insanın icindeki yaşama aşkını alıp, hayallerimizden mahrum, değersiz bir nesli açığa kavusturuyor..