Wednesday, October 26, 2016

Arada kalmak

Böyle mutlu olmak istiyorsun ama bosluğa düsüyorsun, konusmak istiyorsun ama dilin varmıyor, sevinemiyorsun ama üzülemiyorsunda, iyiyim diyorsun kötü hissediyorsun, böyle bir hiçlik, mutlak bir bosluk hali var, düşüyorsun, nedensizlik, eksiklik anlamsızlık var aynı havanın kötü olupta yağmur yağmaması gibi bir sey..
Beklentilerini karsılayamamış bir kalbin beyne hükmetmesi gibi bir sey bu sevdiğini bilipte ölüp ölüp dirilmek gibi, her seferinde uykuya daldığın gecelerin mavi renge dönüşmesi gibi, uykuların gecenin karanlığında kaybolması gibi aynı yanlız bir adam gibi bakmadan görmeyi bakıpta görememeyi öğrendiğin gibi süpheli bir ihtimal bu. Arada kalmak, tutarsızlığın tutsağı olmak, düşüncelerini kontrol edememek, hislerin ihtiyatsızlaşması bu his öyle bir sey ki bulunduğun durumdaki benliğinden belleğine her ayrı bir olgunun yanlıs durumlarda yanlıs kararlar vermesi gibi.
 Kaybetmekten korkar insan, neyin doğru neyin yanlıs olduğunu düsünmez,korku yönetir zihnindeki olguları, kalbi tasıyamayacağı kadar ağır,aklı düsünemeyeceği kadar karanlık olur, korkunun faydasını böyle öğrenir insan korkmadan kaybetmenin kolay bir sey olduğunu farkedince daha sıkı sıkı sarılır korkularına,bu korkular onun kalbindeki insanı yaşatır,gündüz geceye dönüşür,her gece ölüp ölüp dirilmesini izler insan. Mavi kadar sonsuz hayallere, siyah kadar derin yalnızlıklara sahiptir.
Farklı olduğunu zanneder, hakettiğini düşünür ama hicbir zaman bilemez onu hakedecek ne yaptığını, neyi uğrunda feda etttiğini, neyden vazgecip,nelere sığındığını bilemez.
Uğrunda bin ağıt yaktığı hislerini bir rüya için terk eder insanoğlu.
Sessizliğin, karmasık duyguların cıkarımsız farkedilişini yansıtamadığı içindir ki insan, insanoğlunun ne amaç uğruna bu hayatta hüküm sürdüğünü asla ifade edemeyecektir.
Ne uğraşlar için nelerden vazgecip, ne densiz duyguların hükmünde değmeyecek insanlar için ne canların yandığı, fedakarlıkların coğu zaman anlamsız kaldığı, değerden anlamayan bir neslin bütün bu uğrasları ne amaçlarla yapıldığını asla anlayacağını zannetmiyorum.
Eskilerden beri bana hep gerçeklerin acı olduğunu söylerler. Varlığımızın bir nedeni midir bu acı ?
Yoksa gerçekten acı mıdır yaşadıklarımız ? Bunun nedeni hep mi bizdik ? Acılarımız fedakarlıklarımızdan beslendi her zaman, hissettiklerimiz her seferinde darbeler vurdu gercekliğimize, hayallerimizin ulasılmaz bir olgu olduğunu öğretti bu acılar.
Hayallerimizin gercekliğe dönüşmesi olasılık kurallarını çiğnedi her zaman. Varlığını sorgulamadan önce mantıklı olguları cıkarmalı insan her zaman, çünkü gerçeğe yakın olan her durum insanın icindeki yaşama aşkını alıp, hayallerimizden mahrum, değersiz bir nesli açığa kavusturuyor..

Kalbe mühürlenmek

Asıl gerçek savasımızı içimizde veriyoruz.Haykırıyoruz,bağırıyoruz,kızıyoruz ama bunu dısımıza tutarlı bir biçimde yansıtıyoruz, insanoğlu bu mekanizmayı kullanırken bütün duygularını dısına yansıtamadığı taktirde her zaman içindekiler birikip aykırı zamanlarda ortaya cıkarak duygusal karmasa yaşamamıza ve tutarsız duygularımızı dile getirmemize sebep oluyor.Farklılaştığımızı düsünüyorlar,aslında insanoğlu zaman içinde pek değişmez,onun benliği ortaya cıkmıstır bir kere ve oda karakteristik özelliklerinin içine kazınmıs bir olgudur,sadece farklı düşünmeye ve farklı duygular içine girmeye basarabilir,oda o asıl benliğini kaybetmesine izin vermez,kendisi her zaman ordadır ve kalbinde her zaman cizilmis bir cizgide onu bekleyen fırsatları kollayan bir takım tutarsız olgular yatar.İnsanoğlu onları ortaya cıkarmadan bir süre yasayabilir,fakat bu fazla uzun sürmez,yasantısı farklılasabilir,kişiliğinde ufak değişimler kendisinde ve aklındaki birkaç düzensiz fikri beraberinde getirebilir ama asıl sorun kendisinin icindeki asıl benliğini sevdiği kişiye sunabilmektir.
Sevdiği kişi diyorum..Sevmenin ne olduğunu bilmeyen milyonlarca insanlar hala yasıyorlar,bir kişiden gelen farklı duyguların o insanda ne denli farklı kalp carpıntıları yasattığını nerden bilebilirler.O sevdiğiniz kişi aklınıza değilde kalbinize hükmeder.En zor seydir zaten bunu yasatabilmek.Ama sevgi,aşk bu tarz seylerin tanımı genelde pozitif bir akım olarak insanlara güzel bir seymiş gibi gösterilir,Ama aslında sevmek bir takım insanın ic huzurunda acı cekmek gibidir.
Ne kadar cok seversen o kadar düşersin bosluğa,hele hele karsılığını alamazsan,hele hele o gözleri seni farklı dünyalara mühürler ya,içindeki bütün hissiyatını kaybedersin ya hele hele tam o anda kalbin acır ya işte o zaman anlarsın mutluluğun ne kadar yakın gözüküp acısını ölümüne tattırdığını.
Evet her güzel seyin bir takım zor yanları vardır ama böyle bir sevmenin bir takım zor yanı değil zorluğun,acının,karanlığın ta kendisidir o.Seni öyle bir sey yapar ki kendinin neye benzediğini sasırırsın ve yapacakların aslında akla hayale sığmaz seylere bürünür.
Eğer kalbe mühürlenmek kelimesinin ne olduğunu cok merak ediyorsanız bunun cevabını onun gözlerine bakarken bulmalısınız.
Sınanacaksınız,cevaplar arayacaksınız,bazen geceler üzerinize gelicek,hayatınız mavi ile yeşil arasında sıkısacak,farklılasacak,cözümü içinizde arayacaksınız,yalvaracak,sinirleneceksiniz bazende hic bir sey hissetmeyip kendinizin kim olduğunu sorgulayacaksınız işte bu yüzdendir ki insan daima sevdiğiyle sınanır,sevgiye aç, yoksun bir milletin icinde zorlukların üstünüze gelmesinden bıkmadan önce hele o sinirli anınızda sövüp köseye cekilmeden önce sevdiğiniz yapıpta pisman olmadığınız seylere sükredeceksiniz.Cünkü siz bu sunuz,insanoğlu sever,yapar,kırar,döker,incitir,kalp kırar,yarı yolda bırakır ve her zaman tövbeleri icin bir sacma düşünceye sığınır, keskelerin icinde elindekin gelenin ardına koyulmadığı ,pişmanlıkların fayda etmediği,kısmet denildiği zaman icindeki sessizliğin ve caresizliğin fayda etmediği düşüncelerine sığınır.
Her zaman askı ve sevgiyi yanlıs yerlerde arayıp asıl mecnunların harcandığı bu dünyaya hosgeldiniz..
Fazlasını istemeyin,tutarsız olmayın,keskelere pimanlıklara sığınmayın, siz kendiniz olun ,icinizdeki benliğin her zaman oralarda olduğunu hissedin ve gercekten birini seveceksiniz incitmeden,üzmeden,kalbinizden ADAM GİBİ SEVİN.. 

Monday, October 24, 2016

Kararsızlık mekanizması

Bu aptal sonuçların içinde yaşadığımız hayatın kararsızlık yüzünden berbatlaşmadığını mı savunacaksınız bana ? ''Kararsızlık'' sabrın olgunlaşmıs hali, berbat bir duygu olmakla birlikte özgüvenle beraber bütün kötü sonucları üstümüze yıkan durum.
 Sovyetlerin Alman saldırısına karsı direndiği kilometrelerce toprak parçasının nasıl kurtarıldığını düşünüyorsunuz? Sicilyan otorite varlıklarının nasıl mafyaya dönüştüklerini ? Bunların hepsi şans eseri mi oldu ?
 HAYIR! Kusursuzluğun medeni halini oluşturan aptal kararsızlık mekanizmasını yıkan istikrarın seri biçimdeki kararlarını en doğru biçimde kesin ve net olarak ortaya koyan akıllar sayesinde ortaya cıktı.Eğer ne yapacağını bilmeden plansız ve kararsız bir biçimde olussaydı dünyada sans kavramının anlamını kökten değiştirmek zorunda kalacağı cok mağlum gözler önüne serilecektir.
  İnsanlar karar vermeden önce geceyi beklemelidir, işte o zaman duyguları stabil hale gelerek mantıklı düşünmeye baslar,geceler sessizdir,seni o saatlerde olduğun yerden alır ve karmasık yapını çözerek seni olduğundan daha yapıcı,sakin,kararlı bir bireye dönüştürür.
Sıkılmaya baslıyorum artık bu kararla mantıkla bahsettiğim sözlerimden,en güzeli ben size hayalin ne kadar kutsal bir sey olduğunu anlatıyım..
Ben 2 sene boyunca hic hayal kurduğumu hatırlamıyorum,gerek duymadım cünkü su gecen sacma farksız hayatımda hayal kurmaya itecek bir güc beni benden alıp kendi zihnimdeki duvarları kırmaya yetecek gücü bana vermiyordu.Sanki yaslanmıs gibi bir hissiyat yatıyordu içimde hic bir seyden keyif almayan bir insan.
Geceleri yatınca aklımda beliren birileri yoktu yada hayallariyle kalbimin carptığını hissettiren mutluluğu kendinde aramayı bırakıp baskaların içinde bulmayı bile düşündüren zihnimin varlığından haberim yoktu.Hissiyat öyle zarif bir kelimedir ki hislerin insanın içinde vücut bulmus hali gibi.Zihnimin bir oyunu sandığım bu hissiz,hayalsiz,mutsuz günlerin ardından bunlardan kurtulmanın mutluluğu pahabiçilemez.Nasıl mı kurtuldum ? Hissiyat kelimesinin varlığı ile.Hislerimi acıkca dısarı vuramadığım zamanları arkamda bırakmamla beraber baska hislerin içimde taht kurmasıyla başladı.Hayallerime  sahip olmaya basladım.Hayaller beni bu hayatın sıkkın yasatısından uzaklastırarak ruhumun özündeki mutluluğu yaşamama vesile oldu.
Ama ne kadar mutlu olursak olalım insanı mutlu eden seylerin
 aynı zamanda onun felaketinin kaynağı olabildiği gerçeğinide unutmamak gerekir.

Sade hayaller

Sade kahve içmek benim ve benim gibiler için farklı bir dünyaya acılan kapı gibidir, bu bir ceşit insanların totemi gibi bir seydir, farklıdır farklı hissettirir genelde insanlara bu konuda acıklamada bulunamazsın..
Bu konuda asıl önemli olan sade kahve gibi sade hayatların sade hayallere bulasmıs olmasıdır.Sadeliğin saf bir zihinle beslenmesi gibi kalbimize zehir salan toksinleri kanımızda dolaştırması gibi farklılığı yaratamayan genelde saf gereksiz hayatları paylasan bir ortam gibi ve en kötüsüde sevginin ağırlığını kalbinde ölümüne hissetmen kadar kararsız bir yığın hayat bizimkisi.Her zaman bu konusmanın ardından gecen cümlelerin içinde kısmet kelimesinin varlığını hissederim.
Sinirlenirsin bu kelimeyi tekrar tekrar kullanmak zorunda kaldığın anlara bir kaç küfür yerleştirir, ama bu kelimenin ağrlığında ezilir keşkelere hükmetmemek icin elinden geleni ardına koymazsın, çabalarsın,iyi olarak yaptığını düsündüğün her seyin en iyisini yapmak istersin,duygularını katarsın mantıksal tablolara sırtını dönerek hissettiğin seylerin pesinden kilometrelerce gidersin,gidersin ama o kilometreler seni icine ceker bir santime bile muhtaç kalırsın kısacası bu hayallerin kısmet kelimesine dönüşmemesi icin binbir sekle bürünürsün sonuclar her seferinde ciğerini parçalar,bu doğaldır sen istediğin kadar dirensende bu sınırların seni sade hayatındaki hayallerine cizgiyi coktan çekmiştir,sadece senin yaptığın sonu belli olan bir filmde kendi sadeliğine muhtaç kalmış bir ahmağı oynamaktır.

Wednesday, October 19, 2016

Mutluluğu Yakalamak

Gerceklerin herkes tarafından kabul edilen bir sey olduğunu söylüyorsunuz bize ve onlarında hep acılarla beslendiğini bizi daha mutsuz bireylere dönüştürdüğünü söylediler her zaman. Evet bu doğru gercekler bizi her zaman dünyayı gördüğümüz gibi algılamamıza sebep olmustur,bir hayal kurup bunun uğrunda elimizden geleni yapmamıza hep engel olmustur..
İşte bu yüzden gerçekliğe karşı hep kötü duygular beslemişimdir.Aslında bizi hayata bağlayan mutluluğu bulmamıza ve ideallerimiz doğrultusunda ilerlememize yarayan şey  hayallerimizdir, hayal kurmayan bir birey düşünemiyorum, olmasına kanaat gösteriyorum fakat onu ben yaşayan bir insan olarak görmüyorum.
Her yaşayan insanın olduğu gibi benimde hayallerim vardır hic gerçekleşmeyen..Ama buna rağmen insan pes etmemelidir ki asıl soyut dünyadaki gerçeğe yakın varlıklar olmanın tadını cıkarabilsin..
Ben böyleyim her zaman bir planım vardır ve buna hep sadık kalırım, duygularımla devam edeceğim zamanı doğru hesaplarım arada mantığımı kullanırım ama asla hayallerimin gercekleşmemesi beni bundan alıkoymadı.
Ben mutluluğu bir kızda bulduğumu hissettim ve onun hep hayalini kurdum,düşündüm,tahmin ettim hep uğrastım.. Genelde bir insanın her ufak seyden mutlu olması beklenir fakat bende o konuda apayrı bir yapı var,mutlu olamam kendimi hic bir zaman tatmin edemem genelde mutlu görünür içimde mutsuzluğu yasarım, biliyorum berbat bir durum fakat ben buyum ve kendimi kabul ediyorum.
Gecelerimi uykusuz bırakan karanlığa karsı dönüyorum ve dalıyorum o koyu düsüncelere, sonucsuz kalan mutsuzluk sendromumu cözemediğim günlerin sayısını arttırıyorum giderek..Farklılasıyorum düşüncelerim değişiyor beklentiler artıyor hayata bakıs acısı değişiyor kalbinin atış hızının bile günden güne değiştiğini farkediyorsun ama değişmeye tek seyin içinde olduğunu farkediyorsun,kalbin ağrıyor cöküyor sessizliğin gündüzünden gece artık gecen günlerin farkına varamaz oluyorsun, tek yapman gereken gercekliğin engellediği içindeki huzuru bulabileceğin bir noktaya yoğunlaşmak oluyor.İşte o noktada herkes tarafından kabul edilemeyen bir sey olduğu için kendini gerçekliğin küstah yapısından cekerek soyutluğa doğru adım atıyorsun.Ve bu soyutluk seni bu dünyadan koparıp hayalleri için cabalayan bir birey haline getiriyor.

Tuesday, July 12, 2016

Asılsız düşünceler karmaşası..

Işığı kapat,düşüncelerini tek bir noktaya birleştir.Farklı olmasını düşündüğün her bir olayın tek tek üstesinden geç,bunları tek bir sen yapabilirsin diye düşündüğün zaman farklı olmaya başladığını anlarsın.
Sadece düşün, düşün ki bu aklın ve düşünmenin insanlığa verilen en büyük nimet olduğunu anlayasın.Düşündüğün şeyi yap,yap ki bir daha neden yapmadım diye pişman olmayasın, sadece şöyle düşün yapmadığın şeyden pişman olmak yaptıklarından daha ağırdır içindeki duygularında bunun ağırlığı insanlığa kendisi yaptığı en acı verici zulmün göstergesidir.
Kendimi bir bilge kadar yoğun hissetmesemde bana verilen nimeti en iyi biçimde kullanmaya çalıştığım içindir ki sözlerimdeki kast kağıda ağırlığını hissettirecek bir kalem gibi aşinadır ellerimde.
Bu gönül zamanı geldi mutsuzlukla sıkıntılarla beslendi fakat acının nerden geldiğini hala çözemedi, aynı mevlananın yaradana duyduğu aşk gibi hic aşık olamadı bir güzele, hic kendini verip düşüncelerini bir aşk uğruna yoğunlaştıramadı gecenin karanlığında,ben suan oturmuş bu satırları yaprağa dökerken hala düşünüyorum yapmam gereken şeyleri, düşünüyorum ve gözlerimi odaklıyorum bir noktaya ta ki sigaramın dumanının düşüncelerimi dağıtması gibi, dalıyorum gecenin karanlığına usulca yalnızlığın insanlığa kötülüğünü hazmedemediğim akşamlardan birinde dalıyorum bu amansız yokluğa..
Şimdiden bir ah çekiyorum mutsuzluğa, hayalini kurduğum tüm çiçeklerin baharı beklediğini ve o baharın bize hicbir zaman gelmeyeceğini hissettiğimiz zaman tekrar küfrediyorum yalnızlığa .
İçimdeki acının muhakemesini edebi romanlarımdaki sakin ve aşık karakterleriyle yapıyorum ki insanların beni anlayacağı türden yaklaşamadığım için.
Şimdi son kez yazıyorum bu kağıda uykumun kaçırmasını istemediğim türden kadının beni alıp gitmesini istemediğim için dalıyorum gecenin mavisine.