Bu konuda asıl önemli olan sade kahve gibi sade hayatların sade hayallere bulasmıs olmasıdır.Sadeliğin saf bir zihinle beslenmesi gibi kalbimize zehir salan toksinleri kanımızda dolaştırması gibi farklılığı yaratamayan genelde saf gereksiz hayatları paylasan bir ortam gibi ve en kötüsüde sevginin ağırlığını kalbinde ölümüne hissetmen kadar kararsız bir yığın hayat bizimkisi.Her zaman bu konusmanın ardından gecen cümlelerin içinde kısmet kelimesinin varlığını hissederim.
Sinirlenirsin bu kelimeyi tekrar tekrar kullanmak zorunda kaldığın anlara bir kaç küfür yerleştirir, ama bu kelimenin ağrlığında ezilir keşkelere hükmetmemek icin elinden geleni ardına koymazsın, çabalarsın,iyi olarak yaptığını düsündüğün her seyin en iyisini yapmak istersin,duygularını katarsın mantıksal tablolara sırtını dönerek hissettiğin seylerin pesinden kilometrelerce gidersin,gidersin ama o kilometreler seni icine ceker bir santime bile muhtaç kalırsın kısacası bu hayallerin kısmet kelimesine dönüşmemesi icin binbir sekle bürünürsün sonuclar her seferinde ciğerini parçalar,bu doğaldır sen istediğin kadar dirensende bu sınırların seni sade hayatındaki hayallerine cizgiyi coktan çekmiştir,sadece senin yaptığın sonu belli olan bir filmde kendi sadeliğine muhtaç kalmış bir ahmağı oynamaktır.
No comments:
Post a Comment